Alın size boğaz manzarası… Erdoğan’ı dinleyen kim

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dikey mimariyle mücadele edeceğini ve yatay mimari konusundaki ısrarını hemen her fırsatta dile getiriyor. Ancak İstanbul’da, şehrin silüetini bozacak inşaatlar yükselmeye devam ediyor. Daha önce Tarihi Vaniköy Camisi’nde çıkan yangınla gündem olan bölgede bu kez de inşaat ve vinçler göze çarptı.

İşte boğazdan görüntüler:

ERDOĞAN’IN SÖZLERİ AKILLARA GELDİ

“İstanbul’a ihanet ettik, hâlâ da ihanet ediyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte şu uyarıları ve tespitleri yapmıştı:

‘DİKEY MİMARİ İNTİHARDIR’

25 Ocak 2021: Ülkemizin şehirleşme kalitesini yükseltmeyi de hedefliyoruz. Yeni projelerimizin tamamını yatay mimar stratejisiyle hazırlıyoruz. Dikey mimari hele hele deprem bölgesinde bizim için intihardır.

’40-50 KATLI BİNALARIN İÇERİSİNDE YAŞAMAK MÜMKÜN DEĞİL”

12 Aralık 2019: İnsanoğlu göğe yakın değil toprağa yakın yaşamalıdır. Ama öyle konutlar yapıldı ki 20-30-40-50 kat bu binaların içerisinde yaşamak mümkün değil. Aynı binanın içinde yaşıyor ama birbirlerini tanımıyor. Komşu ölüyor, diğerinin ondan haberi yok. Bu bize yakışmıyor ve yakışmadı.

‘RUHUMUZA UYGUN BİR MİMARİ DEĞİL’

3 Şubat 2019: İnsanoğlu topraktan uzak olmamalı. Toprağa yakın olmalı. Öyle 50 kat, 60 kat, 70 kat bir mimari, aslında bizim medeniyet ruhumuza da uygun bir mimari değildir. Dikey mimari insan ilişkilerini de ortadan kaldırıyor.

‘BU KAPİTALİZM NELERE MUKTEDİR’

9 Ocak 2019: Denizlerimizin kenarlarında, orman alanlarımız, buraları betona, toprağa çevirme gayreti içinde olanlar var. Ya şu para va ya, nelere muktedir. Bu kapitalizm nelere muktedir. Orman morman ne var ne yok kesiyor, atıyor, götürüyor. ‘Oraya bir dikey mimari yapayım, malı götüreyim’. Yapılan bu. Doğa şöyle olmuş, böyle olmuş umurunda değil.

‘DİKEY MİMARİ YOK, YATAY MİMARİ…’

8 Kasım 2018: Diyoruz ki dikey mimari yok, yatay mimari. AK Parti’nin çevrecilik, şehircilik anlayışı bu, bunu göstermemiz lazım.

7 Kasım 2017: Günümüz şehirleri insana huzur vermiyor. Beton, beton, beton. Orada ruh yok, huzur yok. Bu huzuru yeniden bulmak için biz yöneticiler başta olmak üzere tüm belediyelere çok ciddi işler düşüyor.

‘BİZ BU ŞEHRE İHANET ETTİK’

21 Ekim 2017: 40 kat, 100 kat binalar yapmak sizi medeni yapmıyor ama biz de bu tuzağın içine düştük. İstanbul gerçekten müstesna bir şehirdir. Ama biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hâlâ da ihanet ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum.

1 Temmuz 2016: İstanbul’a çok yanlışlar yaptık. Onu da söyleyeyim. Ucube inşaatlar yaptık. Bu ucube inşaatlarla maalesef İstanbul’umuzun o güzelliğine bizler yanlışlık yaptık.

SONER YALÇIN YAZISINDA BAHSETTİ

Gazeteci-yazar Soner Yalçın, 17 Kasım 2020’de kaleme aldığı yazıda Tarihi Vaniköy Camisi’yle ilgili detaylara yer vermişti.

Soner Yalçın’ın yazısı şöyle:

“Sabah gazetesinde çalışırken, rahmetli Ufuk Güldemir yazı işleri toplantısında bazen bana dönerek şöyle derdi:

-“Senin gözün farklı ne diyorsun?”

Ufuk Ağabey ile gazeteden kovulmamız ardından bu sözle yıllarca alay etti Sabah yazı işleri!

Neydi “gözün farklılığı?”

Yazayım:

Boğaz’ın değerli eserlerinden Vaniköy Cami’nin yakılmasıyla, Erdoğan’ın ekonomi ve hukuk sisteminde reform getireceklerini açıklaması arasında nasıl bağ var?

1600’lar Osmanlı’nın fetih döneminin bittiği asır. Maddi kaynakların azaldığı çalkantılı bu dönem siyasi, kültürel/dinsel köktenci hareketler doğurdu. Örneğin, ağır kriz altındaki esnaflar arasında güç kazanan Kadızadeler/ Fakılar gibi…

Kadızadeler, devletin çöküşünün sorumlusu olarak tasavvufu ve tarikatları gördü. Onlara göre Hz. Muhammet zamanından sonra çıkan yenilikler hoş görülmemeliydi.

-Ezanın makamla okunmasına,

-Salavat getirilmesine,

-Mezarların ziyaret edilmesine,

-Camilerde birden fazla minare olmasına,

-Zikre vs karşıydılar.

Ki, kaşıkla yemek, bardaktan su içmek, don giymek gibi yasakları savundular! Matematik öğretilmesine bile karşıydılar!

Devrin alimlerinden Katip Çelebi bunları “ahmaklar” diye ansa da, padişah Dördüncü Mehmet’in desteğini alan Kadızadeler, Mevlevi ve Halveti tarikatlarını yasaklattı, Bektaşi tekkelerini yıktırdı. Prof. Abdülbaki Gölpınarlı’nın aktardığına göre semanın yasaklandığı 1666’da bine yakın Mevlevi katledildi!

Niyazi Mısri gibi tasavvuf bilginler sürgüne gönderildi…

Uzatmayayım:

KADIZADE “GETTOSU”

Vaniköy Cami yanarken Gazeteci Ahu Özyurt mesaj attı:

“(Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı) Efendi 2’yi okuyordum, aklıma Mevleviler geldi yangını görünce… Kim yaktı? Kuşkusuz Mevleviler yakmadı.”

Kitabımda, Mevlevilerin “Vani Köy” camiine, “Vani Cani” dediklerini yazdım. Sebebi camiyi yaptıran Vani Mehmet Efendi idi…

Dönemin sadrazamı Köprülü Mehmet Paşa, Kadızadelere mesafeli olmasına rağmen, ölümü üzerine babasının koltuğuna oturan Köprülü Fazıl Ahmet Paşa farklı tavır aldı. İlk adımı Erzurum’da vaizken tanıştığı Kadızadelere yakın Vani Mehmet’i 1661’deİstanbul’a getirerek attı.

Vani Mehmet, Yeni Camii kürsü vaizliğinde görevlendirildi. Dini duyguları okşayan sohbetiyle padişahın güvenini kazandı. “Hace-i sultani” unvanıyla Şehzâde II. Mustafa’nın hocalığını yaptı.

Fakat asıl konu şuydu:

Bugün “Vaniköy” olarak bilinen bölgeyi padişah, Vani Mehmet’e verdi. O da burada ailesi ve önde gelen Kadızadeler için “getto” yerleşimi inşa etti.

İşte… Halk arasında “Vaniköy Cami” olarak bilinen ve önceki gün yakılan Vani Mehmet Efendi Cami 1665’de açıldı. Ayrıca -Kadızade öğretilerinin verildiği- medrese ve 27 adet sahilhane/yalı yaptırıldı.

Vani Mehmet’in damadı Feyzullah Efendi ve onun soyundan gelenler şeyhülislam yapıldı…

Sonuçta, Vani Mehmet liderliğinde Kadızadeler gettoya sıkıştırılarak sisteme entegre edildi.

Erdoğan’ı unutmuş değilim…

CAMİ METAFORU

Vaniköy’de Kadızade öğretisiyle yapılan mekânlar zamanla yıkıldı ya da el değiştirdi.

Örneğin, cami… Av zamanı Birinci Mahmut namaz kılmaya bu camiye gittiği için 1752’de “hünkar mahfili” eklentisi ve esaslı onarım yapıldı.

Keza zamanla –mesela- kemerlere ve minbere Avrupa kökenli barok süsler yapıldı. Minarenin şerefe ve külah kısmına Batılılaşma ile mimariye gelen “girland motifler” kondu.

Kadızade cami zamana yenildi. Sadece o değil…

“Kadızade gettosundaki” mülkler zamanla el değiştirdi; bambaşka yaşam biçimleri yaşanır oldu. Örneğin; Vani Mehmet’in soyundan gelen (II. Abdülhamit’in damadı ve Maliye Bakanı) Ahmet Nazif Paşa yalısında bugün Zeynep Sabancı oturuyor. Vs.)

Hayat, tartışılmaz olarak bilinen her doğma’yı yener!

Ya Vani Mehmet? Padişahı Viyana’nın alınacağına ikna edip, ordu vaizliğini üstlendi ve Viyana bozgununun sorumlularından görünüp Bursa Kestel’e sürüldü. Bir yıl sonra da öldü…

İki yıl önce Erdoğan dedi ki:

– “İslam’ın hükümlerinin güncellenmesi vardır. Siz İslam’ı 14 -15 asır önceki hükümleriyle kalkıp da bugün uygulayamazsınız…”

Kadızadeler gerçeği zamanın/hayatın hakikatini gösteriyor; salt biçimci anlayışa takılıp, aklı dışlayarak gelecek inşa edilemez.

Evet… Zaman içinde değişen eklektik mimarisiyle Vaniköy Cami, “değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” anlayışının somut örneğidir…

Erdoğan’ın reform isteği zorunluluktur; sorunlarınızı öznel değil ancak nesnel hakikatle çözebilirsiniz; kendinizi ve size bağlı kitlenizi İslami sözlerle coşturarak değil. Yoksa… “Kadızade gettosu” ve son cami gibi yok olursunuz.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x